

Istanbul yagmurlu, bol lodos ruzgarli bir haftasonu yasadi.
Zeynep de icindeki ruzgarlar dindiginden, Istanbul’a teslim etti kendini. Istanbul, iyi davrandi Zeynep’e, dertlestiler, sohbetler ettiler, gulustuler, dedikodular yaptilar, islandilar birlikte yagmurun altinda.
Bu haftasonu Zeynep’e Camille Claudel’in yasamini tekrar gozden gecirme ve o hayati Isabelle Adjani ve Gerard Depardieu’nun profesyonel oyunculuklariyla izleme, Ortakoy’un dalgali denizine bakma, House Café’de kucuk bir mola verme, Akmerkez’de alisveris cilginligi, Nisantasi ve Taksim’de bira ve sarap keyfi firsati verdi.
Sonra Zeynep, kapisina birakilmis bir not buldu...
“ Bazen biriyle karsilasirsin, kimi zaman sesini duyunca donup, kimmis diye baktiginda , ya da bir resmini gorup de ona bir iki satir birseyler yazdiginda. O zaman anlarsin ,o kisi senin icin gercekten ozel bir kisi olacaktir. Kelimeler cumlelere,cumleler hikayelere, hikayeler ortak anilara donusur kisa bir sure sonra.
Ayni anda, ayni seyleri düsünürsün bazen, bir sey yazdiginda bir sonrakini yazmaya baslarsin, yuzunde ufak bir gulumseme ,cunku zaten karsindakinin ne yazacagini bilirsin cogu zaman.
Ayni seyleri sevmek, ayni seylere ilgi duymak zorunda degilsindir surekli,zaten senin ondan alacagin ,seninle paylasacagi farkli seyler de vardir hep, olmalidir da, kimi zaman da bunlar uzerine tartismanin, sohbet etmenin tadina doyulmaz. Sevinirsin o zaman ,ortak bir yön kesfettiginde de.
Gunluk olaylar, apayri bir boyut kazanir,oturmak ,kalkmak,camdan bakmak,alisveris yapmak,yeni yerler görmek,müzk dinlemek.Bir sekilde onun gozu ile de gorursun bazi seyleri. Sanki yillardir taniyorsundur onu,”o olsaydi bunu severdi” dersin kendi kendine;bu onun en sevdigi yemek,gorse kesin cildirirdi; bu kitaplardan hep bahsederdi, bu radyoda calan sarki onun sevdigi sarkilardan biri degil mi? “
Zeynep, okudu, okudu, harfleri eline aldi, onlara yakindan bakti, kokladi. Harfler pek guzel kokuyordu. Tarcin gibi, sandal agaci gibi, hem uzak, hem yakin gibi kokuyordu...
Sozleri dusundu, bakislari, onun sesini.. Sukretti...ve hic bitmesin dedi...
Zeynep simdilerde “ sevemedim karagozlum “ dinliyor. Belkis Ozener’in sesinden. Bir keyifleniyor ki sormayin, kendini Turkan Soray zannediyor, Karagozlum filmindeki. Kadir Inanir da varmis gibi yapiyor karsisinda, Zeynep “ sevemedim karagozlum “ dinliyor, soyluyor, oynuyor.
Zeynep, bu haftasonu Sisli’den Nisantasi’na giderken bindigi taksilerden azar isitmedigi icin seviniyor, mesafeyi begenmemezlik eden taksi soforlerinden hoslanmiyor, protesto ediyor.
Zeynep, Yargici ve Mudo’nun yeni sezonunu takdir ediyor, onlari ayakta alkisliyor, boynuna butun kolyeleri asip, civil civil elbiseleri giyip oyle gezmek istiyor. Kendisine uzeri gullu, kokos ayakkabi aliyor, hadi yaz gelsin artik diyor ve herkese guzel mi guzel, renkli mi renkli bir hafta diliyor.
