E y l ü l
aniden gelir....
evde vakit geçirmek ister insan, sanki biraz daha çok.
şarkıda dediği gibi ' Eylül aniden gelir '...
eli kolu dolu bu Eylül'ün..
herkes bir heveslenmiş adeta, dergiler bile daha güzel..örneğin, bu ayki İz dergisi gözlerimi yaşartan fotoğraflarla dolu, duruyor masamın üzerinde..
Babylon açılıyor bu ay, yepyeni bir sezon, taptaze herşey...
İstanbul daha bir fazla bekliyor beni bu ay, açmış kollarını, almış yanına Kayhan Kalhor ve Erdal Erzincan'ı,
' gel ' diyor, Eylül'de Yerebatan Sarnıcı'nda dinle onları..kapat gözlerini...
Artık, yanımızda ince bir şal, bir hırka taşımanın zamanları bunlar..
mevsimlerin en güzeline giriş...
bulutların, rüzgarın dansına dalıp gidiş..
işte sonbahar.
ne güzel.
Hüseyin Karabey'in ' My Marlon and Brando ' sunu sinemalarda göreceğimiz,
Orhan Pamuk'un yeni kitabının pembeliğine dalıp gideceğimiz,
Nardis gecelerine ' Merhaba ' diyeceğimiz Eylül bu...
Yeni yüzler göreceğimiz, yeni fikirler edineceğimiz, biraz durulacağımız, daha çok kahve içeceğimiz, yaz meyvelerine veda edeceğimiz, doğum günü kutlayacağımız, tertemiz, yepyeni, bizi aşık edecek bir Eylül bu.
Sonbahar,
Merhaba sana..















