Bu sefer farklı bir yazı, farklı bir post.
Alışkın değilsiniz biliyorum böylesine uzun yazılara burada...Bu yazıyı bir gazete için yazmıştım ama yayınlanmak bilmedi, e ben de dedim, ne duruyorum, kendi sitemde, dostlarımla paylaşayım...
Çin Halk Cumhuriyeti'ne gidecek olanlar çıkar, belki bir gün yolu oradan geçecekler olur, bu yazının da onlara bir faydası olur...Hayat her zaman sürprizlerle dolu, ne zaman nerede olacağımız belli olmuyor, bir köşede bulunsun bu ' Zeynep'in gözüyle Beijing / Shanghai ve Xi'an....'
Çok uzun gelirse, okumayın :)
Ama belki, bir sıcak kahve ve güzel bir müzik eşliğinde iyi olur, bilmem ki :)
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin - asla -....Çin'i görmek benim için koca bir hayalin ötesine geçmezken, 2 kere gittim o güzel diyarlara....ve şimdi biliyorum, hayal kurmak gerekiyor birşeyleri başarmak için...
Ve diyeceğim o ki, Çin Halk Cumhuriyeti inanılmaz bir değişim içerisinde...Bu yazıda bahsi geçen birçok şey birkaç sene sonra kaybolup gidecek...Dünya hali....
Buyrunuz...
' Giderken ezberlediğim bütün Çince kelimeleri boşu boşuna ezberlediğimi anlıyorum daha sadece uçaktaki anonstan, bu kadın ne diyor?? O kadar da çalışmıştım, birkaç kelime söyleyip Çinlilere şirin görünecektim, hepsi aklımdan uçup gidiyor, kala kala bir tek ‘ Nihao ! ‘ kalıyor aklımda, ‘ M e r h a b a … ‘ Onu da söylerken cesurca ve hafif bağırıyormuş gibi söylemek lazım geldiğini sonradan öğreniyorum.
Havaalanında uçaktan iner inmez başlıyor macera.
Taksi bulmak için sıraya girmiş kalabalığın arasına karıştıktan sonra başınıza geleceklerden onlar sorumlu değil. Sırada durmak gibi bir kavram olmadığı için sizden sonra gelenler sıradaymış gibi duran kalabalığın ön saflarına geçebilir, arkadakiler beklemekten sıkılıp, bir yolunu bulup gelen taksiye atlayabilir..Alışmalısınız. Burası Çin Halk Cumhuriyeti. Hoşgeldiniz.
Şansınız yaver gitti ve bir taksiye bindiniz..Ne mutlu..Taksi şöförü güler yüzlü, çoğu Çinli gibi. Nereye gitmek istediğinizi ona söyleyin..Tamam. Birşeyler mırıldandı..Yüzünüze baktı..Anlamadı. Burada en önemli derslerden birini öğreniyorsunuz, Çin’de taksiye binecekseniz, gideceğiniz otelin adının veya adresinin Çin alfabesiyle yazılmış haline ihtiyacınız var. Aksi takdirde işiniz zor. Gerçi, 2008 olimpiyatları Beijing’de yapılacağı için taksi şöförlerine İngilizce öğretiyor devlet ama görünen o ki İngilizce öğrenmek o kadar da kolay olmayacak onlar için.
Kalabalıklar, orası kesin..Evet, ayaklarıma takılıyor gözleri, tamam – biliyorum bir bayanın otuzdokuz numara ayakları olması onlar için çok da alışıldık birşey değil. Hiç hoşlarına gitmiyor bu durum, komik dahi geldiğini hissediyorum çoğu bakıştan. Yüzüme de bakıyorlar dikkatli dikkatli, sonra gülüşüyorlar, geç de olsa anladığım makyaj da aslında onlar için hiç alışıldık birşey değil..Ben de utanıyorum haliyle..Sonradan konuştuğum birkaç Çinli bayandan göz yapılarından ötürü çok da tercih etmediklerini öğrenmiştim, ama zaman içinde bu da değişti ve Çinli güzeller, berrak ciltleriyle ve bütün güzellikleriyle makyaj yapmaya başladılar artık.
Beijing, sonbahar mevsimini en çok seven Kuzeyli Başkent. Sabahları erken kalkıp sokaklara çıktığınızda gizlendiği sislerin ardından size iyi davranacak, kulağınıza güzel melodiler fısıldayacak, size kendini bütün hikayeleriyle anlatacak özel bir şehir. Beijing, kendini ve gördüklerini anlatmayı, size kendini yaşatmayı, sizi efsaneleriyle büyülemeyi ve yüzünüzdeki o şaşkınlığı izlemeyi çok seviyor. Hiç abartmadan, tanıklık ettiği onca ihtişama, tarihe, hanedanlığa, entrikaya, aşka rağmen, kendini size olduğu gibi sunuyor gizli bir tutuculuk içinde. Bencil değil, ketum hiç değil. ‘ Ben, buyum ‘ diyor Beijing ve biliyorsunuz ki hoşgeldiniz..
Beijing’de dönüp dolaşıp geleceğiniz yer kentin merkezi Tian’anmen Meydanı – ; genel olarak şehrin yol yapılanması burası merkez alınarak düzenlenmiş. Yaklaşık 400,000 metrekare bir alana sahip, büyülü, devasa bir meydan. Öyle bir meydan ki, tarihe tanıklık etmiş, isyanlara evsahipliği yapmış, herkesin derdini dinlemiş, protestolar görmüş ve koynunda ölen bir sürü Çinliden sonra Başkan Mao’nun kollarında ebedi uykusunu uyuması için hazırlamış kendini. Meydanın ortasında durup en sondaki kırmızı binaya doğru baktığınızda Başkan Mao’nun bir fotoğrafı göze çarpıyor. Mao’nun bu meydanda yaptığı konuşmaları unutmayan Çin Halk Cumhuriyeti’nin başkanın izinde olduğuna dair önemli bir işaret bu fotoğraf. Mao, başlı başına bir kahraman, işte Başkan Mao ve Tian’anmen…Bu meydanı ziyaret etmeye gelen Çinlileri izlemek de ayrı bir keyif. Onlar, tarihlerine duydukları saygıyı gruplar halinde veya eşleriyle buraya gelerek pekiştiriyorlar adeta. Size tavsiyem, meydanda durup insanları izlemeniz bir süre…
Daha sonra, Mao’nun fotoğrafını takip edip, alt geçitten geçtiğinizde hafızanıza kazınacak bir manzara sizi bekliyor. Kubilay Han’ın zamanından kalan, yin ve yang’ın arasındaki denge örnek alınarak yapılmış yapılardan ve meydanlardan oluşan mucizevi Yasak Şehir. Bertolluci’nin Son İmparator adlı filmini hatırlamadan edemiyorsunuz Yasak Şehir’de. Sarı renkli çatıların koruduğu imparatorluk binaları, çatıların üzerindeki şekillerin onlara kattığı anlamla karşılıyorlar sizleri. Görür gibi oluyorsunuz imparatorları, imparatoriçeleri bu mucizevi ‘ şehir ‘ de sağınızdan solunuzdan geçip giderken adeta. Gördüğünüz her şeklin, her rakamın ve her motifin kendi içinde sakladığı bir sürü anlam eşliğinde belki de dünya üzerinde en çok hikayesi olan mekanlardan biri Yasak Şehir. Geçtiğimiz sene içinde 2008 olimpiyatları için çoğu kısmı restore edilen Yasak Şehir, içinde barındırdığı o ilginç atmosferiyle bilmiyorum beni etkilediği kadar etkileyecek mi sizi. Ben, ilk Yasak Şehre gittiğimde gözlerimin dolduğunu hatırlarım zira.. Oraya gittiğinizde, yapılara uzun uzun bakın ne olur, merdivenlere, kapılara, bütün taş oymalarına, heykellere, çatılara, uzun uzun bakın. Size anlatacakları o kadar çok şey var ki…
Beijing’de bu ünlü meydan ve meydanın yanıbaşında duran Yasak Şehir dışında görülmesi gereken oldukça fazla yer var.
Elbette bunların başında Beijing’e yaklaşık 2,5 saat mesafede kalan Çin Seddi geliyor. Beşbin kilometre uzunluğundaki bu muhteşem yapıya ulaşan kahraman olur diye bir inanış var, ben de bir kahraman olarak yazıyorum bu yazıyı sizlere bu durumda.
Siz de kahraman olmaya giderken, üzerinize kalın birşeyler giymelisiniz zira kahraman olayım derken Çin Seddi’nin sert rüzgarları yüzünden hasta olmak da var. Sedde yürümek oldukça zahmetli, her ne kadar restorasyon geçirmiş olsa da, basamaklar orjinalliği koruyor ve basamakların boyutları birbirini tutmuyor. Ben illa da en yükseğe kadar çıkacağım diyen varsa, siz bilirsiniz. Ne de olsa kahraman olmak var bu işin sonunda!
Sedde tırmandıktan ve kahraman olduktan sonra, bir sure durup manzarayı izlemek, o güzel dağların ve doğanın melodisini duymak için kendinize biraz zaman ayırın. Bu manzara öyle kolay kolay unutulacak türden değil zira…
Beijing’e geri dönerken, ki dönüşünüz özellikle iş çıkışı saatine denk gelirse Çin Halk Cumhuriyeti’nin ileride nasıl ‘bir dev ‘ olacağını size daha iyi anlattığı, trafikte Çinlilerin de nasıl bizler gibi agresif olduğunu anlayacağınız, yapılmakta olan ve çoktan yapılmış olan gökdelenleri görüp dehşete kapılacağınız, hareket etmeyen trafikte yandaki otobüsten size el sallayan ve gülücükler atan küçük Çinlilerin misafirperverliği ve tatlılığıyla mutlu olacağınız, kentin gelenekselliğine tezat oluşturan yapılaşmanın yanısıra bir sürü bisikletli, bunun yanısıra bisikletliler için özel tahsis edilmiş trafik polisleri göreceğiniz ve en sonunda dayanamayıp bir de Çin metrosuna bineyim de şu trafikten kurtulayım diyeceğiniz bir seyahat geçireceğinizden emin olabilirsiniz.
Sizi Beijing’de bekleyen adı Yiheyuan olan Yazlık Saray var bir de. Bu güzeller güzeli mekan gerçekten Çin’de olduğunuzu hissettirecek yapılarıyla, doğasıyla, bahçeleriyle, imparatorluğun o görkemli dönemlerini yansıtan her türlü detayıyla, imparatoriçenin yürüyüş yaptığı yollarıyla, Mao ve eşinin de orada uzunca bir dönem yaşadığını hissettiren atmosferiyle, parkın içindeki Kunming Gölünün muhteşem manzarasıyla size unutamayacağınız bir gezinti yaşatacak. Kendinizi bu gezintiden sonra imparator veya imparatoriçe gibi hissedeceğinizden şüpheniz olmasın.
Bu mekan, yaşlı Çinliler için özellikle yaz ve ilkbaharda Tai-Chi yapmak, dans etmek, birlikte müzik yapmak, şarkı söylemek, Go ve satranç oynamak için ideal bir mekan ve oldukça fazla rağbet görüyor. Göreceğiniz her detay sizi mutlu edecek Yazlık Saray’da, bunu biliyorum. Huzur , ihtişam ve bir o kadar da sadelikle bezeli, farklı bir yer orası..Beğeneceksiniz..
Yine merkeze çok da uzak olmayan, ‘ Temple of Heaven ‘ da sizi bekliyor. 1420 yılı civarından beri orada, Cennet Tapınağı adı ile ve bütün ihtişamıyla güzel Beijing’in süslerinden biri. Burası Cennetin oğlu diye anılan imparatorun Cennete dua ettiği yer, bereket için edilen dua öncesi özel giysilerini giyer ve farklı bir seremoni eşliğinde dua edermiş imparator.
Mimarisi, zarifliği, mavi çatısıyla aklınızdan kolay kolay çıkacak bir yapı değil Temple of Heaven…
Cennet Tapınağı’nın yanısıra Beijing’de, Güneş Tapınağı, Dünya Tapınağı ve Ay Tapınağı da bulunuyor.
Beijing’de taksi bulmak çok kolay gezerken, tek sorun lisan sorunu. Dikkat etmeniz gereken bir nokta da, eğer taksi durağından veya otelden binmediyseniz taksimetresi olup olmadığı. Şahsen ben, bir çok macera yaşadım dikkat etmediğim için. Siz yaşamayın.
…
Shanghai, sizi karşılarken bütün ihtişamıyla, nasıl bir değişim içinde olduğunu ve ne kadar hırslı olduğunu fısıldayacak size. Belki biraz gözünüzü korkutacak ilk başta ama sizi sevecek, mutlu edecek ve doğunun incisi olduğunu anlatacak bütün hikayeleriyle uzun uzun.
Shanghai’da hava kararmaya başlayıp, akşam olunca, şehir bütünüyle farklı bir atmosfere bürünür. Sokaklar renklenir, büyük bir akım başlar her yanda. Olağanüstü bir gece hayatının habercisi olan her detay sizi daha da içine çeker. Shanghai sizi sokaklarına bekler, size yaşatacağı unutulmaz anlar için her zaman hazırdır.
Başınızı kaldırıp sisler içinde kalmış gökdelen tepelerine bakarsınız, hayretler içinde. Dünyanın en hızlı gelişen kentindesinizdir. İnanılmazdır etrafınızdaki herşey, belki de bir rüyadır, ama her ne olursa olsun Shanghai’dır işte, ta kendisi.
Havaalanından sizi hızlı treniyle karşılar, saatte 430 km hızla giden, dehşete kapıldığınız. Evet, Shanghai size bir sürü sürpriz hazırlamıştır, bu sürprizleri bulmak size kalır, siz ona ne kadar iyi davranırsanız, o size bin katını verecektir.
The Bund adıyla geçen ve gerçek adı Zhongshan Dong Yi Lu olan bölge Shanghai’da size ilk hoşgeldin demeye hazır bölgedir. Neoklasik yapılarıyla Huangpu Nehrinin kıyısındaki bu 2 kilometrelik gerdanlık, ondokuzuncu ve yirminci yüzyıldan incilerle bezelidir. Buradaki yapılarda İngiliz, Fransız, Amerikan ve Japon etkisini hissetmemeniz mümkün değil. The Bund’da durup nehrin öteki ucuna baktığınızda gördüğünüz Pudong manzarası kentin gurur kaynağıdır, kentin bütün heyecanını ve hırsını gözler önüne serer, Shanghai’ın imzasıdır The Bund ve siz de o imzanın bir ucundasınızdır işte…
The Bund’da sırtınızı nehir kenarına verip yürümeye başladığınızda, o akıntı sizi alır götürür. Arabalar, bisikletler, tuk tuklar, insanlar, koşturanlar, gülenler, dilenciler, hırsızlar, gece klüpleri, yemek kokuları, ışıklar, zenginler, güzel oteller, cafeler , dans edenler herkes oradadır, sizin gibi..
Bu yol sizi Nanjing Lu denen Shanghai’ın alışveriş bölgesine doğru götürür. Işıklar bir anda etrafınızı sarmaya başlar, sağlı sollu gökdelenler ve beş yıldızlı oteller eşliğinde. Bol pazarlık lisanı geliştirmiş satıcılar etrafınızı sarar, saatler, paşminalar, çantalar havada uçuşur, peşinize takılan satıcılardan kurtulmak pek de mümkün değildir, bir bakmışsınız kolunuzda yeni bir saatiniz var. Güle güle kullanacaksınızdır.
Bu sokaklarda çantanıza, cüzdanınıza dikkat etmenizi tavsiye ederim zira ne olduğunu anlayamadan birkaç parça eşyanız eksildiğini farketmek hiç de hoş olmaz. Nanjing Lu bölgesinde tam bir alışveriş çılgınlığı yaşabilirsiniz, ama pazarlık etme becerilerinize ne kadar güvenirseniz güvenin, bilin ki sizden çok daha kabiliyetliler. Yine de Shanghai’da alışveriş bence en azından bir kere yaşanması gereken bir tecrübe. Minik dükkanların bulunduğu bir sürü bina var bu bölgede, çantadan giysiye, şapkadan oyuncağa kadar herşeyi bulabilirsiniz. Beğenmezseniz herhangi birşey dükkanların küçük olduğuna kanmayın, o dükkanların neredeyse hepsinde gizli bölmeler var ve sizin beğeninize sunulacak bir sürü güzel şey…
Shanghai’da görülmesi gereken birçok sanat galerisi ve müze olduğunu da söylemeden geçemiyeceğim. Kalacağınız otelde veya gezintiniz sırasında karşınıza çıkacak çay evlerinde oturup da güzeller güzeli çaylardan içmeden de dönmeyin. Oolong çayından, Yasemin Çayına, beyaz çaydan yeşil çaya uzanan geniş bir çay yelpazesi var ve eğer hiç tatmadıysanız, yapılması gerekenler listenize bunu da alın. Hatta birçok çay evinde Çay Seromonisi yapılıyor ve size bu seromoni eşliğinde çaylar tattırılıyor. Bu tadım sonunda çay satın almak zorunda değilsiniz ama satın almadan dönen çok az insan var sanırım. Evinize döndükten sonra Çin’de yaşadığınız o güzel anları çayınızı yudumlarken hatırlamak, çektiğiniz fotoğraflara bakmak ve belki de biraz Yoyo Ma dinlemek çok iyi gelecek size. Bütün yorgunluğunuzu alacak.
Çinliler her türlü öğün sırasında çay içiyorlar, her ne kadar çorba da olsa, şarap da olsa yemeğin yanında bir çaydanlık da eşlik ediyor sofraya. Ofiste çalışırken bile bizim yaptığımız gibi koyu demli çay veya kahve değil, demlenmeden sadece kaynar suyla içilen o güzel kokulu çayları masalarında hazır duruyor.
Her ne kadar son yıllarda bizim ülkemizde olduğu gibi kahve dükkanları Çin’de yayılıyor da olsa, Çinliler kolay kolay çay içmekten vazgeçmeyecekler sanırım.
Çinliler, sizinle fotoğraf çektirmek isteyeceklerdir, buna da hazırlıklı olmalısınız. Bu, onların ‘ yabancı dünyalarda ‘ arkadaşları olduğunun kanıtı niteliğinde bir fotoğraf. Siz, artık onun arkadaşısınız, baksanıza birlikte fotoğrafınız bile oldu. Shanghai’da bir akşam elimde fotoğraf makinası gezinirken, bir grup Çinli asker yanıma gelip benimle fotoğraf çektirmek istediklerini söylemişti, o gün benim yaklaşık 10 adet Çinli askerle fotoğrafım oldu, o fotoğraflar onların albümlerinde diğer turistlerle çektirdikleri fotoğraflar arasında yerini aldı.
Çin’e giderken genelde şu sözleri duyarsınız : ‘ biz de gittik, aç kaldık.. ‘ Kesinlikle böyle birşey yok. İnanmayın. O kadar çeşitli mutfağa sahip ki Çin kültürü, aç kalmanız mümkün değil. Bol baharatlı yemek mi seviyorsunuz Sichuan mutfağı sizi bekliyor, biraz macera yaşamak istiyorum mu diyorsunuz, sizi Anhui mutfağına davet ediyoruz, klasik Çin olsun, içinde tavuk olsun, çıtır Pekin Ördeği olsun diyorsanız, Hunan mutfağı var…Hem zaten siz oralara gitmişken Pekin Ördeği yemeden de dönmeyeceksiniz değil mi…Eğer Çinli dostlarınız sizi yemeğe davet ettiyse, unutmamanız gereken bir ipucu vereyim, ikram edilen, sipariş edilen her yemekten tadın. ‘yok, ben bundan yemeyeyim ‘ dediğiniz zaman çok üzülüyorlar zira. Benim öyle bir yemekte hatır kırmayayım diye çıtır çıtır deniz anası yemişliğim vardır.
Ne yiyip yemeyeceğiniz konusunda son karar elbette size ait..
Yaklaşık beş yıl öncesine kadar şişman Çinli görmek mümkün değilken – hatta sokakta şişman birini gördüm mü ‘ aaa şişman Çinli…’ diyerek bakakalırken - , artık Çinlilerin de şişmanlamaya başladığını ve şişman bireylerin çoğaldığını fark ediyorsunuz..Malumunuz bunun nedeni fast food restaurantlarının sayısındaki artış…
Çin mutfağından korkmayın, bir tadını aldınız mı vazgeçmeniz mümkün olmayacak.
Sigara içmek diğer ülkelerde olduğu kadar yasağa maruz değil Çin’de. Sigarayı seviyorlar, hatta Sars salgını zamanında sigara dumanının mikropları öldürdüğüne dair bir inanışları olduğu da söylenir.
Çin, her geçen gün değişiyor. Bir kaç yıl once Çin’i görmüş bir insan tekrar Çin’e gittiğinde hayret içinde kalıyor, çünkü büyük bir hırs ve gelişim arzusu var. Yollar , binalar, insanlar, herşey farklı bir kabuğa sokuluyor şimdilerde Çin’de. Genç nesil okullarda oldukça üst düzey bir İngilizce eğitimden geçiyor, artık insanlar daha bakımlı olmaya çalışıyorlar, şık giyiniyor ve kendilerini geliştiriyorlar.
Çin güzel bir şarkı gibi. Bir aşk şarkısı gibi başlayıp, içine kahramanlık hikayesini katan, arada öfkelenen, sonra mutlu olan, ağlayan, coşan, huzur veren, şaşırtan, dinlendiren, mutlu eden bir şarkı. Böyle ihtişamlı bir şarkı dinlememişsinizdir..Eminim..
İnsanların yüzüne bakacaksınız, tam gözlerinin içine…O kadar sevgi dolular ve o kadar çok şeyleri var ki paylaşacak, her zaman geçmişten günümüze kadar taşıdıkları gelenek görenekleriyle, kültürlerine duydukları derin saygıyla bakışlarınıza mutlulukla karşılık verecekler. Hem siz hediye vermek ve almaktan bu kadar mutlu olan insanlar tanımamıştınız da. Sizi evlerinde ağırlamaktan keyif alacak, siz misafir olarak gitmiş olsanız bile, size hediyeler ve ikramlar sunacak onlar. Hediye vermenin ve almanın da onlar için özel bir seromonisi var. Dediğim gibi, Çin farklı bir melodiye sahip ve bu melodinin bir parçası gibi hissetmek hiç de zor değil aslında. İnsanları sevmezseniz, onların gözlerinin içine bakmaz ve hikayelerini umursamazsanız, korkarım çok da anlamazsınız Çin’i. Hem bence elinizi de çabuk tutmanız gerekiyor Çin’i görmek için, zaman çok şey alıp götürüyor o güzellikten, her ne kadar getirdiği bir sürü yenilik olsa da…Yeni her zaman ‘ iyi ‘ midir, buna siz karar vereceksiniz.
Çin’de bir diğer yaşamanız gereken tecrübe - Çinli yeni nesil pek sevmese de ve zaman içinde o eski etkisini kaybediyor da olsa, geleneksel Beijing operası izlemek. Renkler, kostümler, mimikler, ihtişamlı kıyafetler, sesler , şiirler ve müzik eşliğinde sunulan bu gösteri uzun bir tarihe sahip, kaçırılmaması gereken bir ritüel.
Elbette bu yazıda anlattığım çok çok küçük bir parçası bu devin.
Sonrası… Bütün bavullarınız ağzına kadar dolu, çantalarınıza sıkıştırmış olduğunuz çaylar, hediyeler ve aklınıza kazımış olduğunuz güzel anılar ve bir yerlerden kulağınıza çalınan o güzel ve bir o kadar da büyülü melodi. . .Gözlerinizi kapadığınızda gözünüzün önüne gelen yüzler, yaşamlar, puslu sabahlar, sarı sarı çatılar, ejderhalar, ara sokaklar ve sizi kendine bağlayan o kırmızı renk ve daha niceleri…Siz bir daha Çin’e dönene kadar o büyülü melodi eşliğinde gözünüzün önünden geçmeye devam edecekler. '























