
Söyle kızım Dolores, mis gibi sesin...Bağır çağır hatta. Ben seni dinlerim..Dolores O'Riordan..Crandberries grubundan bildiğimiz Dolores..solo albüm yapmış. Pek güzel..tam keyiflik..aç sesini dinle tam. hatta gözlerini kapat da dinle.
Bu sabah Nişantaşı'na doğru bir yürüyüş yaptım kendi başıma. Hava sıcak.
E malum yaz mevsimi resmen başladı, hayırlı uğurlu olsun.
Ben, şimdilerde, iç sesimin bana okuduğu ve ' yaz başıydı gittiğinde...' diye başlayan Murathan Mungan şiiri eşliğinde dolaşıyorum etrafta.
Araya türküler, başka iç sesleri de alıyorum elbette, ancak durum itibarıyla bir şiir hüküm sürüyor hangi yana baksam...
'yaz başıydı gittiğinde,
ardından,
senin için üç lirik parça yazmaya karar vermistim.
kimsesiz bir yazdı.
yoktun.
kimsesizdim.
çıkılmış bir yolun ilk durağında
bir mevsim
bekledim durdum.
çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki küskün kedere,
gür kirpiklerinin altından kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sozcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yaz başıydı gittiğinde.
sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti mayıs.
seni bir şiire düşündükçe
kanat gibi, tüy gibi,
dokunmak gibi uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma...'
Nişantaşı'na yürürken İstanbul'dan azıcık uzak kalmış olsam da, yabancılaştığımı hissettim..İstanbul biraz darılmıştı sanki bana, üzerinde ' hafiften bir aldatılmışlık ' hissi ile karşıladı sokaklar beni...Trafik, bir yandan insanlar, sıcak hava, kavgalar, gürültüler...
Her Nişantaşı'na doğru olan yürüyüşümde olduğu gibi Remzi Kitabevi'ne uğradım, en serininden kliması çalışan, mis gibi kitap kokan, ruhunuza iyi gelen müzikler çalan ve gülümseyen suratlarla karşılaşabileceğim Remzi Kitabevi'ne..ve evet..işte orada beni bekliyordu..GEZGİN dergisi Haziran sayısı...
üstümü başımı düzelttim ve ona doğru uzandım...
yüzümde bir tebessüm...gurur..mutluluk...
ve sayfaları çevirmeye başladıkça bir baharat kokusu sardı her yanı...işte oradalardı...
fotoğraflarım...Yihuuuuuuu :)))) Şaşırdım : içimden ' vay be...ne güzel çekmişim .. ' dedim...böyle büyük boyutlu görmemiştim ki hiç onları...
Fotoğraflarım ve o karelerdeki bütün karakterler, ruhlar çok sevindiler beni görünce, dediler ki ' biz çok yakıştık bu sayfalara - bize iyi bakıyorlar burada Zeynep... '
Kaptığım gibi Gezgin dergisini sokağa fırladım..
Nişantaşı'ndaki muhteşem tatların olduğu Kantin'de çok sevdiğim iki insanla buluşup, cici bir sohbet ve kahkahalar eşliğinde birşeyler yiyip, sonra yine aynı yoldan evime döndüm...
Evet, bu benim hayalimdi...Fotoğraflarımı böyle güzel, kaliteli bir dergide görmek, yanında ismimin yazması...Sonra sizler alacaksınız, evinizin bir köşesinde duracak o dergi...
Bu nedenden ötürü, benim bu hayalimi gerçekleştiren Gezgin ekibine, özellikle sevgili Kerem Bey'e çok teşekkür ederim. Daha nice güzel fotoğraflara ve hatta yazılara diyelim...Kendisi benden yazı da istedi ancak çok yoğun olduğumdan yazamadım..Ancak bundan sonra neden olmasın diyorum :)
Bir de yine benim fotoğraflarımdan birine başka birinin adı yazılmış, baskı hatası sanırım - bunu da belirtip hemen kapris yapayım dedim :)



'yaz başıydı gittiğinde.
bir aşkın ilk günleriydi daha.
aşk mıydı, değil miydi?
bunu o günler kim bilebilirdi?
"eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen"
notunu buldum kapımda.
altına saat:16.00 diye yazmıştın,
ve 16.04'tü onu bulduğumda.
daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
takvim tutmazlığını
aramızda bir düşman gibi duran
zaman'ı
daha o gün anlamalıydım
benim sana erken
senin bana geç kaldığını..'
Murathan Mungan..