
Ay Zeynep, ben de yasamak istiyorum Hindistan’da, ben de senin gibi mutlu olmak istiyorum, buralar cok kotu, senin anlattiklarindan okudugum orasi cok guzel!
Tamam guzelim, neden olmasin.
Oncelikle herseyi birakacaksin ardinda, kedini bile. 13 yil birlike yasadigin o cilgin tuylu afacani.
Sonra olecek kedin, hazirlikli ol.
Alistigin herseye veda etmen gerekiyor, Istanbul’a asik misin, kusura bakma, ozlesen de delirsen de, kolay olmayacak ona kavusman.
Gerci Istanbul biraz tatsizlasti, biliyorum, ama olsun – kolay mi, o deli, sen deli, senelerin aski. Sen ve Istanbul.
Sonra o Dolce Gabbanalar, Miu Miular filan, unut. Havada bulut.
Ayy bugun ne yesem, ne yapsam, hangi cafeye gidip hangi saraptan icsem, kendime ne alsam, Beymen yeni sezona girmis, gidip gorelim’ler yok.
Herseyi birakacaksin.
Sevgilinden de ayril, uzaktan uzaga iliski yurumez.
Evinde biriktirdigin anilari, esyalari kutulara koy, kaldir. Coskun Sabah’tan ‘ anilllarrr, anilllaaarrr ‘ sarkisi esliginde her koseden bir ani ciksin karsina kutulara atarken gecirdigin yillari. Ah be Coskun Sabah.
Isinden ayril, kimse sana para vermesin artik, SSK’ya git, issizlik maasi baglat kendine bir sureligine. Kendine kufur et keske harcama yapmasaymisim da para koysaymisim bi kenara zamaninda diye.
Zaman cabuk gececek.
Bavullarini hazirla. Yola cik.
Hindistan’a.
Hic gelmediysen buraya bilmezsin, ucaktan inince hava bir carpar seni. Daha ucaktan adimini atar atmaz hem de, sicaktir, nemlidir, kendine has bir kokusu vardir buralarin. Havaalanindaki halida yuru, o hali ki, ne kadar temiz dusunme bile.
Tek basina olacaksin ama, oyle turla filan gelmek olmaz, kimseyi de tanimayacaksin, tek basina. Tek.
Hem daha dur, kendine kalacak bir yer bulacaksin, arkadas edinmen de lazim, Hindistan’da yasayacaksin kolay mi.
Insanlar burada bakmayi, izlemeyi cok severler birbirlerini. Sana da bakacaklar. Uzun uzun izleyecekler seni. Bi tek seni izliyorlar zannedeceksin o an. Once sinir olacaksin, haberin olsun. ‘ Neden bakiyorlar bana? ‘ diyeceksin. Utanacaksin, delireceksin hatta.
Cesmeden su icmeyeceksin, sise suyuyla dis fircalayacaksin, onun arkan sagin solun Hint yemegi olacak, simit , beyaz peynir, zeytin, et ozleyeceksin.
Bir arkadasim uyariyordu beni daha gelmeden ben ‘ oyle fotograf makinani alip cikma sokaklara surekli Mumbai’da, orada ceteler var, seni bellerler, kacirirlar, sonar fidye isterler. ‘ Annemle babami benim icin fidye toplarken dusunmustum bunu duydugumda. Artik sizler de pamuk elleri cebe atardiniz, degil mi.
Calisacagin ofis oyle orta halli, normal bir ofis olmayacak ayrica, ilk girdiginde binadan iceri, ‘ bu kotu bir saka olmali ‘ diyeceksin hatta.
Duvarlarda ‘ lutfen yere tukurmeyin ‘ yazacak. Tavana bakip, ‘ bu tavan tepemize yikilir mi ‘ diye dusuneceksin. Ofisin ilk gunu guzelim iphone’un calinacak masanin uzerinden, pilavindan hamam bocegi cikacak, masandaki hamam bocekleriyle iyi gecinmen gerekmedigini daha o gun anlayacaksin. Fare pisligi gordugun yerde, gormemezlikten gel. Arada masalarin altinda fare olur, olsun, bi adam var gelip onlari kovaliyor, onu cagirirsin.
Bazen de baska bi adam gelip bocekler icin gazete kagitlarina sarilmis birsey atacak masanin altina.
Tuvalete gitmemek icin onceleri su icmeyeceksin ofiste, oldu cisin geldi, akrobasi hareketleriyle halledebilirsin isini.
Ev ararken, kiralarin ne kadar yuksek ve evlerin ne kadar ‘ farkli ‘ oldugunu farkettiginde, cizgi filmlerdeki gibi yildizlar ucusacak kafanin tepesinde. Ayyy kus bile ucar valla.
Diyecekler ki, Muslumansin sana ev yok.
Diyecekler ki, evi veririm ama et pisirmek yok, sogan yok, sarmisak yok. Kapinin yaninda koca bi delik var – apartmanin orta yerinde.
Diyecekler ki, misafir yok.
Diyecekler ki, sunu sunu da istersen su kadar daha arttiririm kirayi.
Salak gibi olacaksin.
Sersemleyeceksin. Umitsizlige ve panige kapilacaksin.
Maasinin yarisindan fazlasi kiraya gidecek, ona gore yasamaya alisacaksin. Alismalisin. Ogrenmelisin. Korkacaksin, olsun varsin.
Butun bunlar olurken, hayat karsina bir suru yeni insan cikaracak. Onlar senin masalinin kahramanlari.
Butun bunlar olurken, kelebekler gecip gidecek yanindan, sana gulumseyerek.
Butun bunlar olurken, eger gormezsen butun bu kahramanlari, kelebekleri, melekleri – eger sukretmezsen – bunca zamandir hayalini kurdugun sey gerceklestigi icin -, kusura bakma. Hic ugrasma, geri don sen.
Butun bunlar olurken, sokakta gordugun farelere alismaya baslayacaksin.
Geceleri sokakta uyuyan insanlarin nerelerde uyudugunu gorup hayrete duseceksin. Hayatin ne kadar acimasiz, ama insanlarin buna ragmen ne kadar mucizevi yaratiklar oldugunu, gozlerindeki o isigin, o gulumsemelerinin ne kadar farkli oldugunu goreceksin.
Yavas yavas, saracak benligini etrafindaki masal, sen kalbini acarsan, birseyler olmaya baslayacak – anlayamayacaksin bile.
Once acitacak biraz, sonra saracak, sarilacak, iyilestirecek seni.
Bir sene gectikten sonra, daha da iyi anlayacaksin. Buralar sana iyi gelecek. Tek sartla, maskeni cikarip atacaksin. Kalbinin etrafina sardigin o cer copu sokup atacaksin. Sen olacaksin. Ancak o zaman, buralar sana iyi gelecek.
Artik sabahlari ofiste sen de bol baharatli, soganli sarmisakli, yagli kahvaltilar etmeye baslayacaksin onlarla, ellerinle yiyeceksin, dagil dugul Hintce bile konusacaksin, cok sevecekler seni, el bebek gul bebek olacaksin, o kotu dedigin ofis binasi sana farkli gorunmeye baslayacak, anlamaya baslayacaksin cunku – hayatin ne anlama geldigini anlamaya baslamis olacaksin aslinda. O ego denen pis canavardan kurtulmaya calismanin bile, sana ne kadar iyi geldigini goreceksin. Tutsuler yakacaksin ofise, tanri resimleriyle susleyeceksin ofisi, Krishna’ya bakip bakip guleceksin. Asansore bindiginde, Ganesh’e selam vereceksin, sukredeceksin – bazen cikip zamanin disina, yukaridan izleyeceksin kendini, iste o zaman – sen bile inanamayacaksin gorduklerine.
Topuklu ayakkabi giymeye baslayip, Bollywood muzikleri calarken, elinde Hint birasi, Hintli arkadaslarina danslar edeceksin. Bir sene once buraya kimseyi tanimadan geldigindeki caylak halini hatirlayip gulumseyeceksin. Cok komiksin. Allah yolunu acik etsin.
Hayat gelip gecerken, Hindistan’da birinci yilimi doldururken ben, nacizane, simdilik boyle dusunuyorum.
Gelecek gunler, aylar, yillar ne getirir bilemem.
Elimden ve kalbimden tek gelen, guzel dilekleri evrene gondermek, Allah’a tesekkur etmek, sukretmek ve elbette, kendimi birakmak, hayata, aska, O’na…
Namaskar.