Bugün gazetede okudum..Ilısu Barajı'nın inşaatı bugün resmen başlıyormuş..
Dicle'nin üzerinde, Hasankeyf'i suların altına gömecek olan o baraj : Ilısu Barajı...
canım yanmadı desem yalan olur...Gidip oraları gördükten, orada yaşayan insanları tanıdıktan, o güzellikleri gördükten sonra...' yağmur olur geçen yıllar, şemsiyen var mı....' diyor ya şarkı..ben de öyle hissettim işte...' bir sabah bir bakıyorsun, herkes gitmiş...'...
Nasıl yani?
..Torunlarımıza, ' bak evladım, zamanında Hasankeyf diye güzeller güzeli bir yer vardı, bak işte bu fotoğraflarda gördüğün yer idi, aman ne güzel idi, amma velakin, sular altında şimdi...' mi diyeceğiz yani...
Bu kadar mı???
Hasankeyf'in sahipleri Eyyubilerin, Artukluların kemikleri sızlıyordur şimdi...Hatta bir dönem Hasankeyf'i ele geçirmek için istilaya gelen Moğol Hükümdarı bile rahat uyuyamıyordur mezarında..
Bize bol geliyor böyle tarihi eserler, doğal güzellikler galiba..baksanıza Zeugma'ya, Halfeti'ye..
Zamanında öyle güzel bir kale yapmışlar ki Hasankeyf'e...çıkıyorsunuz kalenin tepesine, tam bir yaşanmışlık, tam tarih..mis gibi...ah güzel topraklar, ah...
Hasankeyf'e gider gitmez etrafınızı minik melekler sarıveriyor..pır pır pır..bir sürüler..' Hoşgeldiniz abla ... ' diyor her biri bir ağızdan..
Hep birlikte gezdik biz onlarla Hasankeyf'i..Sabri vardı, liseye gidiyor Sabri, orada yerel rehberlik yaparak harçlığını çıkarıyor, Sabri başımızda, ben ve çocuklar arkada..Sabri anlatıyor, biz dinliyoruz..melekler etrafımda pır pır..' Kuzum sen ne olacaksın büyüyünce...? ' - ' doktor olacağım..'...
' Doktor Hanımcığım.. ' diyorum küçük meleğe..aman kikir kikir..çok hoşuna gidiyor..hadi uzanalım çiçeklerin üzerine, ohhh...mis gibi çiçek...
' Ablaaa...sen nerenin fotoğrafını çekeceğini çok iyi biliyorsun vallaha... '....diyor Sabri...bir o tarafa bir bu tarafa koşturuyoruz..
Bir de Veysi var..ilkokul 2. sınıfa gidiyor Veysi, ' bak gördün mü şuradaki ev bizim, bir dahaki gelişine bize gelirsin, çay içeriz, annemle tanışırsın..' diyor Veysi...
Veysi'ye soruyorum büyüyünce ne olacağını...' daha karar vermedim ben.. galiba öğretmen olacağım..'diyor...sonra da beni ağlatan kelimeler dökülüveriyor Veysi'min ağzından..' ama belli mi olur, ben belki okurum büyük adam olurum, İstanbul'a gelir, seni bulurum...'....
Veysi ayrılmıyor yanımdan hiç...Kaleye çıkıyoruz, gezdikten sonra Sabri ve doktor hanım başta olmak üzere diğer meleklerle vedalaşıyorum..Veysi, benimle kalıyor...Evlerinin yerini unutmayayım diye defalarca gösteriyor evi...Küçücük daha Veysi...dondurma seviyormuş, dondurma alıyorum ona, sonra biraz erik...birşeyler yapmalıyım diye geçiyor aklımdan....birşeyler...
O kadar küçük ki..hiçbirşeyden haberi yok daha...
Sonra gitme vaktimiz geliyor...Veysi, otobüsün dışında..kapı kapanmak üzere...' geleceksin değil mi gene ... ' diye bağırıyor...otobüse binmeden önce uzun uzun sarılıp öpmeme rağmen Veysi'yi, dayanamıyorum, yine iniyorum...' yine geleceğim teyzeciğim..söz geleceğim..çay içmeye geleceğim.. ' diyorum...
..Hasankeyf'den ayrılırken..ben...durmadan ağlıyorum...sanırım bir saate yakın ağladım otobüste...
ve ben, Veysi'ye verdiğim sözün üzerine, söz verdim kendime...ben, gideceğim..oralara yine gideceğim...
Ilısu Barajı...hayırlı olsun hepimize..
Veysi...Allah yolunu açık etsin biriciğim..yine karşılaşacağız, söz...
Sabriciğimle hala e-mail yoluyla haberleşiyoruz..( parasını biriktirince Hasankeyf'de bir tane internet cafe var, oraya gidiyor Sabri... )...bilmem, belki Sabri de okuyordur bu yazıları..fotoğrafları görmüştü zaten daha önce..
kendinize iyi bakın e mi....





