Ben bir güvercin olaymışım da Selimiye Cami'nin minareleri etrafında uçaymışım...
43 metre yükseklikteki kubbenin etrafında uçup,
70 metre yüksekliğindeki minarelerinde dinlenip, dua edeymişim...
Sonra belki geçmişe yolculuk edip, Mimar Koca Sinan'ın, ah o Sinan'ın ellerinden öpeymişim...
Edirne'de hayatımda hiç görmediğim - hiç gözlerimi yaşartacak kadar etkilenmediğim bir cami ile tanıştım ben bu haftasonu. Selimiye ile...
Sadece onunla değil, daha bir sürü Osmanlı eseriyle, bir sürü tarihe tanıklık etmiş mucize ile tanıştım.
Ne güzel yermiş Edirne, hiç gitmemiştim, şimdi gidip gördüğüme çok seviniyorum.
Ama en çok Selimiye'yi gördüğüme, en çok ağzım bir karış açık, o avluda, o güzeller güzeli caminin karşısına geçip de bakakaldığıma, içeri girip de, yere oturup, o yüksekliğin, o mucizenin beni içine alışına seviniyorum...
böylesi özel ziyaretle bezediğim, böylesi anlamlı bir haftasonundan sonra, hepimize güzel bir hafta diliyorum elbet..
Aşk ile, sevgi ile dolu.
