"** Türlü Yalnızlık **
Çok kişilik
Malzeme: 1 kişi. 1 şehir.
Hazırlanışı : Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bir el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. ( Kadınlar tarafından da farklı şekillerde hazırlanabilir. ) Sonucun güzel olabilmesi için, dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya ( özellikle tarihi dokusu olan yapılara ) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, gençlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp, gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları arttıracağından lezzeti bozacaktır. Artık şehir tümüyle yalnızlığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine oturulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaşıldığında, türlü yalnızlık da servise hazır olur.
Afiyet olsun. "
Yekta Kopan ' Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri '
biz karanlığı, aydınlığa yeğliyoruz Hürrem'le. Mum yakıyoruz mesela veya abajurumuz yanıyor üzeri çiçeklisinden. Sonra o abajura dışarıdan misafirler uçup geliyor kimi gece, ışığı ile aşka düşüp, dışarıdan ziyaretimize gelen minik kelebekler. Hürrem onları izliyor, çoğunlukla hiç birşey yapmadan...Bazen, müdahale etmek istiyor, bir işe yaramıyor girişkenliği. En iyisi izlemek diyor sonra - yine başlıyor izlemeye..Bazen o kelebeklere bilmedikleri dilde birşeyler mırıldanıyor. Kelebekler, bir Hürrem'e, bir bana bakıyor, sonra birkaç tur daha atıp, gidiyorlar. Ben de Hürrem'e benziyorum bu ara. Ana kız, ışığa gelen misafirleri ağırlıyoruz, sonra bilmedikleri bir dilde onlarla anlaşmaya çalışıyoruz. Sonra yine biz bize kalıyoruz.
Gece oluyor, mumlarımıza üflüyoruz ( eskiden Hürrem patisiyle söndürmeye çalışıyordu - vazgeçti ), abajurumuzu söndürüyoruz, bir sonraki gün bize hangi kelebekleri getirecek diye uykuya dalıyoruz.
Hayat da böyle geçip gidiyor. Lale Müldür, bana bakıp bakıp ' iyice bana benzedin ' diyor. Haklı. Yanımda bir de bize benzeyen kedi var Lale...Hem hepimiz moru çok seviyoruz..
bir de işte, uzakları özleyip duruyoruz...
zarlar hep yek geliyor, bir düşeş atsak, tutamazdı kimse bizi oysa....al işte, al sana yine iki mars, bi düz...





































































