İstanbul'da güneş vardı.
çamaşırlar yıkanmış, sokaklara bayrak gibi asılmıştı..bahar geliyordu, telaşe başlasındı..
Ama yine de, bir durgunluk vardı insanlarda..bir hüzün, bir mutsuzluk..
her sokak, her insan ayrı bir hikayeyken, bir anda sanki ortak bir hikayede buluşuvermişlerdi..' sokaklarda mutlu insan görmek ne kadar zor artık...'
' Sokaklardan başka yerde bilinç yoktur, çünkü tarih yalnız sokaklardadır..' Albert Camus
Ne güzel bir kitap çıktı Yapı Kredi Yayınları'ndan..' İstanbul Sokakları ' - 101 yazardan, 100 sokak -..Ben bugün, Beyoğlu'nda çok sevdiğim Yapı Kredi Yayınlarının kitapçısından aldım kendime bu kitabı..Bu aralar, uyumadan önce kitap okuyorum, uyuyunca rüyamda bu sefer kitabın içinde buluyorum kendimi, demek ki, bu kitabı okuduktan sonra rüyalarımda da İstanbul sokaklarında olacağım...
sokakta Çiğdem ve annesi vardı..
Çiğdem, çek-yattan düşmüş, elini incitmiş...
Sonra, iki yavru köpek vardı mahallelerden birinde..çocukların neşe kaynağı olmuş...
Sonra, hamsi satan seyyar balıkçı ve peşisıra giden şişko bir kedi..
Sonra, arabasıyla gezen ve hoparlörle mahalleye geldiğini haber veren ' bardakçı '..
Çocukların çoğu misket oynuyordu bu haftasonu sokakta...
Fotoğraf çekmeye çıktığınızda sokaklara, sizi çoğunlukla turist sanar insanlar..' Hello ' diye bağırırlar, sonra siz ' merhaba ' diyince gülüşmeler olur...her sokakta ' Hello ' lar beni bekliyordu yine...
Bunlar güzellikleriydi sokakların, ama dedim ya, İstanbul ve kent sakinleri mutsuz olmak için ne kadar fazla nedenimizin olduğunun fazlasıyla farkındalardı bu haftasonu..
duvarlara gülümseyen yüzler çizmek istediğim bir haftasonuydu...
yakında bahar dallarının bezeyeceği, yıkanıp asılmış temiz çamaşırların renklendireceği, televizyonlarda haber bültenlerinde spikerlerin ' sayın izleyiciler, bugün hiç kötü haber bulamadık size sunacak ' diyecekleri, ' bir tatlı huzur dolu baharın ' içimize dolacağı bir bahar olsundu bu kapımızı çalan...' lütfen '..





