Sultan 1. Mahmut emriydi...sen orada oturup, beni bekleyeceksin diye oraya o çeşmeyi yaptırmayı uygun görmüştü Sultan..
Orada seni hatırlıyorum
Uzakta
Uzaktan – yine de bana bakan
Yine de beni gören
Sendin.
Sultan mutlu olurdu görse.
Sen, beni gördün
Ben, seni.
Elimi bırakma istiyordum
Heyecandan ellerim terlese de..elimi bırakmamalıydın
Bırakmadın da.
Sonra o duraktı seni gördüğüm
O kırmızı güzel tramvayın beklediği
Yanına da seni aldığı – birlikte güzel bir tablo oluşturduğunuz
O durak
Yine sen beni görmüştün
Sonra ben seni
Tramvay da mutluydu, ben de, sen de , İstanbul da..
Mutluyduk.
Bira kokuyordu o gece kentin ışıklı sokağı..
Biraz aşk, biraz karanlık, biraz bira, biraz tarçın. .
Yılmaz erdoğan şiirleri gibiydi
Belki biraz alaturka, belki arabesk
Ama isyankar, heyecanlı ve aşk dolu...şiir gibiydi o gece kent..
Yanındaydım.
Ve tek dileğim olacaktı : hep yanında olmaya dair.
....
ve...
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe’de çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...
Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
Yılmaz Erdoğan






I can write the saddest poem of all tonight.
Write, for instance: "The night is full of stars,
and the stars, blue, shiver in the distance."
The night wind whirls in the sky and sings.
I can write the saddest poem of all tonight.
I loved her, and sometimes she loved me too.
On nights like this, I held her in my arms.
I kissed her so many times under the infinite sky.
She loved me, sometimes I loved her.
How could I not have loved her large, still eyes?
I can write the saddest poem of all tonight.
To think I don't have her. To feel that I've lost her.
To hear the immense night, more immense without her.
And the poem falls to the soul as dew to grass.
What does it matter that my love couldn't keep her.
The night is full of stars and she is not with me.
That's all. Far away, someone sings. Far away.
My soul is lost without her.
As if to bring her near, my eyes search for her.
My heart searches for her and she is not with me.
The same night that whitens the same trees.
We, we who were, we are the same no longer.
I no longer love her, true, but how much I loved her.
My voice searched the wind to touch her ear.
Someone else's. She will be someone else's. As she once
belonged to my kisses.
Her voice, her light body. Her infinite eyes.
I no longer love her, true, but perhaps I love her.
Love is so short and oblivion so long.
Because on nights like this I held her in my arms,
my soul is lost without her.
Although this may be the last pain she causes me,
and this may be the last poem I write for her.
Pablo Neruda
haftasonu : mutlu olun
rakı için belki biraz...ve İbrahim Tatlıses dinleyin Neruda'nın bu şiirine ek olarak : ' Urfa Sana Küsmüş..' benden söylemesi, güzel şarkı olmuş..
:)
nasıl...
Pablo Neruda
İbrahim Tatlıses
ve bir de üzerine ' uzaklardan ' fotoğraflar..yine o yüzler, yine o güzel bakışlar..
e sonra İstanbul da eklendi mi...
bu iş tamamdır değil mi dostlar..
güzel haftasonları...