diyemedim : olacaklar sensiz olsun.
kaçtım.
saklandım. sobelendim.
bu oyunda hiç istemedim saklanan olmak aslında. kendimi hep sahaya atılmış yabancı madde gibi hissederken...
dileyecek bir sürü dileğim varken, bir tanesini ayırdım, başka bir yere koydum...
O şarkı döndü durdu, sen duydun, ben duydum. Duymamazlığa gelmemizdi aslında - benim o Khalil Gibran ve Tagore kitaplarına sarılıp uyuyakalmamın nedeni..Bilmiyordum sen neye sarılıp uyuyakalmıştın. Ben uyumuş ve unutmuştum.
Rüyamda seni görüyordum. Aklımda kalanlar sen, ben, upuzun ışıklı bir sokak ve gece idi...Elimi tutmuştun bir de, hatırlıyor musun?
rüyaydı işte, hayır olsun...bakmadım kitaplara sonra, rüyanın tabiri ne acaba diye...sakladım o rüyayı da, herşeyi sakladığım yerde...
İstanbul biliyordu - sen biliyordun ve ben biliyordum bu rüyayı..
ve sen, bu satırları okuyordun, bunu da bilen bir biz vardık : İstanbul - sen - ben...
saklambaçsa bu, İstanbul ikimizi de sobelemişti...biz, bu oyunda yenilmiştik ona...
sobe.
