** bu ne uzun** upuzun yalnızlık. pamukların içinde büyütmüşsün, besbelli. güneş ışığına fazla tutmamışsın, hafif kararmış. kahve fallarını suya tutarken ellerine bulaşmış telveler, bir türlü kurtulamamışsın o karalığından telvenin. ellerin, yüzün, gözün kapkara. şimdi artık zamanı değil mi, gidip de kendini, içini suya tutmanın.
şimdi artık, buralardan gitmenin, yüzünü biraz güldürmenin, bu sert ifadeyi yırtıp çöpe atmanın, bunca zamandır büyüttüğün yalnızlığı kökünden çıkartıp atmanın, biraz kendine iyi davranmanın zamanı değil mi.
tırmanıp tırmanıp bakıyorsun tepesinden yalnızlığın. ne çok alışmıssın, tutunacak başka birşey bulamamışken senelerce, şimdi artık aynaya bakıp da gerçeği, o içinde sakladığın küçük kız çocuğunu görmenin zamanı değil mi.
hayatın akıp gittiğini, bir sonraki saniye seni neyin beklediğini bilmediğini yüz kere yaz kara tahtaya. tebeşir tozları uçuşsun etrafında.
öğren..
biraz kendini anla..
biraz da hayatı, ne denli bilinmez olduğunu ve ne denli keşfe hazır olduğunu...ne kadar çok seni beklediğini.
topla cesaretini. bırak biraz savrul rüzgarla, başını toprağa çarp istersen, bırak biraz canın acısın hatta, ama ne olur ıskalamayı, ertelemeyi bırak.
bu senin hayatın. başkalarının adına yaşayamacak kadar değerli.
yüz kere yaz kara tahtaya, ellerin, yüzün, gözün tebeşirden bembeyaz olana kadar.
sonra otur, şerefine kadeh kaldır, hem de sadece kendi şerefine olsun bu seferki, ve gerçekleştir o aklındakini. git de ziyaret et hayatı artık, ne olur.
*** bugün 1 Mayıs...artık bahar iyiden iyiye geldi, dilerim iyilikle, hoşlukla, mutlulukla, kardeşlikle, huzurla, barışla, aşkla gelmiş olsun...hepimizin baharı kutlu olsun....
