..Bir gece, Zeynep, Hürrem'in kuyruğuna yatmış yanlışlıkla, Hürrem de çok kızmış, Zeynep'in burnunu tırmalamış, Zeynep'in burnu kabuk tutmuş. İşte bir sonraki gün, İstanbul'a kar yağmış. Zaten, ondan dört gün önce kapkara deri eldivenli bir adam Zeynep'e sihirli bir top hediye etmiş ve o gece Zeynep çok eğlenmiş. Çok cici insanlar tanımış, özlediklerini görmüş. İstanbul'la hasret gidermiş.
Kar yağınca, Zeynep, peri olmuş, şekerleri ve sihirli topunu almış eline, sokağa çıkmış, karda oyunlar oynamış, şekerlerin karda eriyişini izlemiş. Hatta yoldan geçen bir adam, sihirli topa bakıp, ' pardon, o ne? ' diye sormuş, Zeynep hemen kaçmış.
İstanbul'da havalar soğumuş, televizyondaki adamlar daha çok kar yağacak demiş, Zeynep de kabuk tutmuş burnu ve kedisiyle, oturmuş pencerenin önüne, beklemeye başlamış. Eski pencerelerinin pervazından evin içine giren rüzgar, zaten televizyondaki adamlar demese bile, habercisiymiş daha bir dolu kar yağacağının. Zeynep, sokaktaki kedilerin nereye gittiğini merak etmiş. Sokakta zorda olan herkes için sihirli topuyla sihir yapmış.
Masal böyle başlamış...
