Kasım ayı, kendimi dinlemem için uğraşıyor. Kulaklarımı tıkasam da - zorluyor : neymiş, biraz kendimle kalacakmışım, kendimi dinleyecekmişim..
Zaman zaman yanlış bir düğmeye bastığımı düşünüyorum.
Hayatıma giren her yeni ' insan ' - ' olay ' - yani her yeni olgu, sanki dışarıdan kapı zilini çalıp, kaçıyor. Ben kapıyı açana kadar, bakıyorum zili çalan gitmiş.
Ne yapılır bu durumda?
Kabullenilir.
Savaşacak gücüm yok.
Belki savaşmayı istemiyorum da.
Kasım'ın içinden bahar geçiyor.
Zeynep desen gökgürültülü sağanak yağışlı. Yağış duruyor. Bulutlar açılıyor. Sonra bir gökkuşağı. Ardından hava yine bozuyor.
Dur bakalım, nereye varacak sonu?
Hayırdır.
Aslında bakmayın, yağmur bana çok yakışıyor.
Hindistan'ı özlüyorum boş vakitlerimde. Her sene bu dönemlerde olduğu gibi, fotoğraflarda gördüğünüz insanları özlüyorum. Güzel gözlerini, dingin ruhlarını.
Fotoğraflar yine Amritsar'dan.
Ben size hava durumunu bildirmeye devam edeceğim. Hiç belli olmuyor bu ara. Rüzgar gülü deseniz, uçtu gitti rüzgardan, yeni bir tane edinsem, iyi olur.
Sevgiyle kalalım, en yakında yine görüşelim..lütfen.

