'....Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
ya da olanlar olması gerekenler değildir.
Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir
kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,
omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir.
Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O,
boş yere bu sokaklarda aranırsınız...'
Murathan Mungan
içinden kedi geçen anları seviyorum.
sokakta, aklımda bir dünya düşünce tın tın yürürken, park etmiş bir arabanın arkasından bir anda çıkıp ' miyav ' diyen o kediyi de seviyorum.
Kentin en güzel detaylarından kediler.
Miyav.
...
İstanbul için ' Ekim ' vakti.
Eylül apar topar gelip, gitti. Artık bir sene görüşmeyeceğiz kendisiyle.
Ekim, bu kente en çok yakışan aylardan dingin Ekim, güzel geldi. Tek başıma, gecenin geç bir vaktinde, İstiklal Caddesi'nde yürüyüş yaparak, Asmalı'da tatlı insanlarla güzel sohbetler ederek, Karaköy Balıkçısı'nda manzaraya karşı bir duble rakı içerek, Ata Demirer'in ne tatlı ve yakışıklı olduğunu farkederek :) , güzel filmler izleyerek, kestanelerin sokaklara yaydığı kokuyu mutlulukla soluyarak, Hürrem'le oyunlar oynayarak, süslenerek, püslenerek karşıladım Ekim'i.
Söz verdi, giderken ardında mutluluklar bırakacak bize.
