iki varmış, iki yokmuş...
Galata Kulesi'nin tepesinde, geceleri martılar ışıkla dans eder, seyreleyenlere göz kırparmış..
önce dokuz varmış, sonra iki.
sonra bir erik, sonra bir balık.
erik yeşilmiş, balık mavi.
İstanbul'muş...mis gibi, İstanbul..İstanbul, kırmızıymış..
sonra, periler olmuş, çalgıcılar, sohbetler, anılar, kahkahalar, kentler, masalların içinde masallar, lavantalar, mavi sandalyeler, daha neler neler.
gel gör ki, yazan bu masalın sadece başını yazmış...
aramışlar aramışlar, bulamamışlar gerisini...
meğer masal bu kadarmış,
sonradan anlamışlar..
e adettendir diye, yazıvermişler;
' ..bu masal da burada bitmiş, onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...'
masallar bir sonlandı mı, bir daha aynısından olmazmış..
biten masalların ardından, yeni masallar başlarmış, kimbilir hangi zaman diliminde, hangi kentte..
...
