Mumbai yılın en sıcak zamanlarını yaşarken ve ben hayatı biraz yavaştan alırken, bir Cumartesi gecesini evde diet Cola içip geçirirken, size de Merhaba diyeyim istedim. Bir yandan da Bee Gees dinliyorum ' You Should be Dancing '...dım dım dım...
Bugün eve dönerken bindiğim taksinin şöförü aklıma geldikçe gülüyorum...Burada her taksi yolculuğu ayrı bir maceradır, Hindistan'a gelenleriniz bilir...Direksiyonun yanında Ganesh heykelimiz, yanan tütsümüz, yola koyulduk, bütün çukurlara girip çıkıp zıplaya zıplaya yol alırken, şöför bildiği ingilizce cümleleri sıralıyordu : ' Oh My God! '.., çukurlarda ve uzun süren trafik ışıklarında da ' Shit! '..Bir yandan da aynadan göz ucuyla beni izliyordu, ingilizce konuşmasının takdirle karşılanması umuduyla. Takdir ettim. Onun karşılığından ben de ona birkaç Hintçe cümle söyledim. O da ' yes ' diye yanıt verdi..Ardından ekledi : Oh my God!...
Bali'den bahsetmemi beklediğinizi biliyorum.
Mesela, nerede kaldım...Bali'nin iki bölgesini seçtik kalmak için. Seminyak ve Ubud.
Ubud, Ye Sev Dua Et filminin çekildiği bölge. Bu filmden sonra bekar Avrupalı, Amerikalı kadınlar istila etmiş Ubud'u. Hayatlarının aşkını bulmak için. Bilmem bulan oldu mu, ben istilaya gitmedim, ama göz ucuyla baktım tabii, ancak kimseyi de bulamadım. Ubud nefis bir yer. Huzur dolu, aşk dolu, sakin, pirinç tarlalı, yemyeşil...Ve tabii romantik.
Seminyak, deniz kenarına yakın, dolayısıyla gündüzleri güzel beachlerde surf yapıp, güneşlenerek keyif yapabileceğiniz bir bölge. Okyanus denize girip keyifle yüzmeye izin vermiyor. Surf için çok uygun. Gün batımları çok meşhur. Bali'ye gidip de beachde gün batımı izlemeden döneni gümrükte geri çeviriyorlar ona göre. Seminyak'da nefis, minicik, tertemiz ve hesaplı Uma Karan'da kaldık.
Ubud'a geçtiğimizde - ki mesafesi yaklaşık 2 saat kadar - orada da bizi başka bir cennet mekan bekliyordu...Omah Apik..
Bu iki oteli de gözüm kapalı tavsiye edebilirim. Biz tesadüfen bulduk, çok da memnun kaldık. Giderseniz selam söyler misiniz benden?
Bali'de lokantalara ' Warung ' deniyor. En meşhur yemekleri Nasi Goreng ( kızarmış pirinç, yumurta, tavuk veya sebze )..Ben pek sevmedim. Sonra her yerde ' bebek goreng ' yazısını görüyorsunuz..Meğer bebek dedikleri kazmış. Bizim bebek olmuş orada kaz. Seyahate gittiğim Hintli arkadaşlarıma bizim dilde bebek kelimesinin anlamını söyledikten sonra, her bebek yazısı gördüğümüz yerde birbirimize bakıp ' Hey bebek! ' diyip durduk. Bu da böyle bir anımızdı.
Seminyak'da yemek için aklımda kalan bir yer var, paylaşmadan geçmek istemem...Junction...Keyifli sunumlarla nefis yemekler ve hoş bir ortam...
Ayrıca gün batımında biraz sosyetik bir mekanda olmak isterseniz yine bir hoş tavsiye benden size : Ku De Ta
Ubud'da tavsiye edeceğim bir spa var, onu bir başka yazıya saklıyorum...Acele etmeyelim.
Fotoğraflar bir köyden..Tapınağa giderlerken - ki kutsal bir gündü onlar için, kutsal bir festivalin son günüydü - şans eseri oradaydım. Seminyak'dan, adanın içlerine doğru ilerledikçe insanlar daha sıcak, daha doğal ve daha misafirperverleşiyor. Ubud'u belki de bu nedenle daha çok sevdim.
Hindistan'da Alphonso mango zamanının bitmesine, muson yağmurlarının gelmesine az kaldı. Alphonso mangonun tadına bakın çok isterim. Gerçekten, meyvaların kralı. Hindistan'a muson zamanından önce gelirseniz, unutmayın. ( konudan konuya zıplayan deli zeynep volume 36458! )
Ben Hindistan'la ilgili yazayım da yazayım durmadan yazayım, köşesine de fotoğrafları iliştireyim istiyorum, büyük paylaşımlar hayal ediyorum, belki yine biraz deli dönemlerimdeyim, ondan...sonra bir tane de Great Gatsby hayal ediyorum, var mı oralarda bildiğiniz bir Gatsby?
Hayallerim, dualarım kalbimde, biliyorum : herşeyin bir zamanı var. Herşeyin hayırlısı. Hepimiz için.

